Tahmini okuma süresi: 2 dakika

Sihirli mantarlar, hiperbağlantılı beyinler yaratarak kullananlara ilginç deneyimler yaşatabiliyor. King’s College London’da bir fizikçi olan, araştırmanın ortak yazarı Paul Expert, bir çeşit psikedelik (hayal gördüren) ilacın etken maddesi olan psilosibinin “normalde karşılıklı iletişim halinde olmayan (“konuşmayan”) beyin bölgelerini” bağlayarak beyindeki normal iletişim ağlarını tamamen bozduğunu belirtti. Expert, 29 Ekim 2014’te Journal of the Royal Society Interface’te yayınlanan bu araştırmanın, psikedelik ilaçların (gelecekte psikiyatristlerce depresyon gibi rahatsızlıkların tedavisinde kontollü bir şekilde kullanılabilecekleri umuduyla) nasıl çalıştığını anlamaya yönelik daha büyük bir çalışmanın parçası olduğunu söyledi.

 

Sihirli mantarlar

Sihirli mantarların etken maddesi olan psilosibin, en çok, neden olduğu kuvvetli halüsinasyonlarla bilinir. Renklerin aşırı doygun görünmesine ve objeler arasındaki sınırların kaybolmasına sebep olabilir. Fakat ilacın daha uzun süreli etkileri var gibi duruyor. Birçok insan, ilacı kullanırken yoğun ruhsal deneyimler yaşadıklarını belirtmişler. Hatta bazı araştırmalar bir metafizik yolculuğun uzun vadede insanların kişiliklerini değiştirebileceğini, böylece onları yeni deneyimlere daha açık ve sanatın, merak duygusunun ve hislerin değerini daha iyi bilen insanlar yaptığını söylemektedir. Expert’e göre psilosibini deneyen insanlar, bunun “hayatlarının en derin deneyimlerinden biri olduğunu söylüyorlar; hatta çocuklarının doğumunda yaşadıkları duygular ile kıyasladıklarını bile iddia ediyorlar!

Bağlantılar Kurmak

Bilim insanları uzun zamandır psilosibinin beyinde, ruh hali, iştah ve uyku ile bağlantılı bir beyin kimyasalı olan, serotonin reseptörlerine bağlandığını biliyorlardı. Bununla birlikte ilacın beynin tümündeki bağlantılar örgüsünü nasıl değiştirdiği bilinmemektedir.

Önceki bir çalışmada, Expert’in çalışma arkadaşları psilosibinin beyni bir gündüz düşüne (gündüz görülen hayaller, rüyalar) teşvik ettiğini ve ilacın beyin aktivitesini düşürdüğünü bulmuşlardı. Bu yeni çalışmada ise ekip, fMRI (Türkçe adıyla “işlevsel manyetik rezonans görüntüleme”) yöntemini kullanarak 15 sağlıklı gönüllünün beyin aktivitelerini – plasebo aldıktan sonra ve halüsinojen psilosibini aldıktan sonra olmak üzere- taradı. Ekip sadece önceden sihirli mantar kullanıp bununla ilgili olumlu deneyimler yaşayanları seçti. Bunun amacı klostrofobik MRI makinalarının içinde panik olunmasını önlemekti. Ekip daha sonra bireylerin ilacı almadan önce ve sonraki beyin aktivitelerini karşılaştırıp, farklı beyin bölgeleri arasındaki bağlantıları gösteren bir harita oluşturdu.

Expert, psilosibinin deneklerin beyin organizasyonunu çarpıcı biçimde değiştirdiğini belirtti. İlacın etkisiyle normalde bağlantısı olmayan beyin bölgelerinin oldukça senkronize bir beyin aktivitesi gösterdiği tespit edildi. Bu durum ilacın, beynin normalde kurmayacağı uzun mesafeli bağlantıları tetiklediğini gösterdi. İlacın etkisi geçtikten sonra ise beyin aktivitesi normal hale döndü.

İlacın Etkisi

Araştırmacıların makalede değindiğine göre, psilosibin sinesteziye (duyum ikiliği) yani bir duyu uyaranının, mesela bir sayı, beyinde her zaman başka biri ile, mesela renk veya ses, eşleşmesi haline benzer bir beyin hali oluşturabilmektedir. Expert’e göre sinestezi yaşayan insanlar, örneğin, bir müzik duyduklarında bazı renkleri beraberinde görebilir veya 3 sayısını her zaman sarı görebilirler. Expert bulguların, bu ilacın depresyon tedavisine sağlayacağı faydalar için çalışan biliminsanlarına yardım edeceği görüşünde. Ayrıca şöyle belirtiyor:

Önceki çalışmalar insanların sadece bir kez psilosibin kullandıktan sonra bile daha mutlu olduklarını gösteriyordu. Fakat biliminsanları psilosibini depresyon tedavisinde kullanmadan önce ilacın beyni nasıl etkilediğinin daha net bir resmini görmeliydiler”.

Araştırma aynı zamanda, benlik bilincinin nasıl oluştuğu gibi zihin ile alakalı daha büyük soruların cevaplanmasına yardım edebilir. King’s College London’dan araştırmada yer almayan bir psikofarmakolog olan Mitul Mehta ise şunu söylüyır:

Etrafımızdaki dünya ile uyumlu deneyimler yaşamayı nasıl başardığımıza ve bunu neyin bozduğunu anlamamıza yönelik soruları bu ve benzer araştırmalar ile ele amaya başlayabileceğiz.”

Çeviren: Nihan Dilşad Dağtaş 

Kaynak: LiveScience

Facebook Yorumları