Genetik Mutasyon, Yüksek Şeker Seviyesine Sahip Besinlere Karşı Koruyor!

Tahmini okuma süresi: 2 dakika

Tek bir hap alıp dondurmadan çikolataya, pastaya istediğiniz her şeyi yiyebileceğinizi düşünün. Hem de hiç bir kilo alma kaygısı olmadan!
Güney Kaliforniya Üniversitesi’nin (University of South California, USC) yaptığı bir araştırmaya göre bu hayal o kadar da uzak değil. USC’den Sean Curran ve Keck’teki USC Sağlık Okulu’nun (Keck School of Medicine of USC) yürüttüğü çalışma, yüksek seviyede şeker tüketimiyle ortaya çıkan obeziteyi baskılamak için yeni bir yol buldu; ilaç şirketlerinin daha önceden araştırmalarını yaptığı hedef geni bulup etkisiz hale getirmek.
Curran’ın yürüttüğü çalışma şu ana kadar solucanlarda (Caenorhabditis elegans)ve kültür ortamındaki insan hücrelerinde başarıya ulaştı. Üzerine çalışılan metabolizma mayalardan insanlara kadar tüm hayvanlarda neredeyse aynı. Bir sonraki adımda ise Curran, aynı işlemi fareler üzerinde test etmeyi planlıyor. Curran’ın çalışması Nature Communications dergisinde yayımlandı.
Solucanlar üzerinde çalışmaya başlamadan önce Curran ve çalışma arkadaşları, normal genetik materyale sahip C. elegans yüksek şeker tüketimiyle beraber balon gibi şiştiği halde belirli genetik mutasyonları olanların (SKN-1 geninde hiperaktivite bulunanların) kütlelerinde artış olmadığını gözlemledi. Curran şöyle söylüyor:
“SKN-1 geni ayrıca insanlarda da Nrf2 adıyla bulunuyor. Bu bilgi göz önüne alındığında deneyin insanlara da adapte edilebilmesi mümkün oluyor.”
Nrf2 proteini ise kalıtım transkripsiyon faktörü aracılığıyla belirli bir DNA parçasına bağlanarak hücrenin zehirli maddelerle mücadelesini veya hasarları yok etmesini kontrol ediyor. Memelilerdeki Nrf2 metabolizması ise üzerine çok fazla çalışma yapılan bir konu. İlaç şirketleri de, hücrelerin zehirli maddelere karşı daha dayanıklı olması ve yaşlanmayı geciktirmek için, daha önceden Nrf2’yi hedef alan küçük moleküller halinde ilaç geliştirme çalışmalarına başlamıştı.
Curran’ın verdiği kötü haber ise, ilaçların beslenmeye karşı vücüdun verdiği cevabı kontrol etmesine yardımcı olmasının tam anlamıyla güvenli bir yöntem olmaması. Nrf2’nin yüksek seviyelerde aktif olması agresif olarak tanımlanan kanser türlerinin artmasıyla yakından bağlantılı. Curran şöyle söylüyor:
“Asıl önemli olan bu ilaçların kullanımdaki zamanlama ve konumlama. Eğer bazı özel dokularda ihtiyaç olduğu zaman Nrf2 aktivasyonu yapılırsa potansiyel faydalardan yararlanabiliriz.”
 
 
Kaynak:
  1. ScienceDaily
  2. Shanshan Pang, Dana A. Lynn, Jacqueline Y. Lo, Jennifer Paek, Sean P. Curran. SKN-1 and Nrf2 couples proline catabolism with lipid metabolism during nutrient deprivation. Nature Communications, 2014; 5: 5048 DOI: 10.1038/ncomms6048
Facebook Yorumları