Tahmini okuma süresi: 3 dakika

Yaşlandıkça zihinsel ve fiziksel zindelikte bir düşüş yaşarız ve bu durum Alzheimer gibi hastalıklarla daha da kötüleşebilir. Açık erişimli Frontiers in Human Neuroscience dergisinde yayınlanan yeni bir çalışma, rutin olarak fiziksel egzersiz yapan yaşlı insanların beyindeki yaşlanma belirtilerini tersine çevirebildiğini ve dans etmenin en derin etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Almanya’nın Magdeburg kentindeki Alman Nörodejeneratif Hastalıklar Merkezi’nde görev yapan ve çalışmanın başyazarı olan Dr. Kathrin Rehfeld, “Egzersiz, zihinsel ve fiziksel kapasitede yaşa bağlı düşüşü yavaşlatma ve hatta tersine çevirme gibi faydalı bir etkiye sahiptir” diyor. “Bu çalışmada, iki farklı fiziksel egzersiz türünün (dans ve dayanıklılık antrenmanı) her ikisinin de yaşla birlikte azalan beyin bölgesini arttırdığını gösteriyoruz. Buna karşılık, dengede iyileşme açısından gözle görülür davranışsal değişikliklere yol açan sadece danstı.”

Yaş ortalaması 68 olan yaşlı gönüllüler çalışmaya alınmış ve on sekiz aylık bir haftalık dans rutinleri öğrenme kursu ya da dayanıklılık ve esneklik eğitimi verilmiştir. Her iki grup da beynin hipokampus bölgesinde artış gösterdi. Bu önemlidir çünkü bu bölge yaşa bağlı gerilemeye yatkın olabilir ve Alzheimer gibi hastalıklardan etkilenir. Ayrıca hafıza ve öğrenmenin yanı sıra kişinin dengesini korumasında da önemli bir rol oynar.

Önceki araştırmalar fiziksel egzersizin yaşa bağlı beyin gerilemesiyle mücadele edebileceğini göstermiş olsa da, bir egzersiz türünün diğerinden daha iyi olup olmadığı bilinmemektedir. Bunu değerlendirmek için gönüllülere verilen egzersiz rutinleri farklıydı. Geleneksel fitness eğitim programında bisiklete binme ya da Nordik yürüyüş gibi çoğunlukla tekrarlayan egzersizler yapılırken, dans grubuna her hafta yeni bir şey yaptırıldı.

Dr. Rehfeld şöyle açıklıyor: “Dans grubundaki yaşlılarımıza farklı türlerde (Caz, Kare, Latin-Amerikan ve Çizgi Dansı) sürekli değişen dans rutinleri sunmaya çalıştık. Adımlar, kol kalıpları, formasyonlar, hız ve ritimler her iki haftada bir değiştirilerek sürekli bir öğrenme süreci içinde kalmaları sağlandı. Onlar için en zorlayıcı yön, zaman baskısı altında ve eğitmenden herhangi bir ipucu almadan rutinleri hatırlamaktı.”

Bu ekstra zorlukların, dans grubundaki katılımcıların sergilediği gözle görülür denge farkını açıkladığı düşünülüyor. Dr. Rehfeld ve meslektaşları, beyin üzerindeki yaşlanma karşıtı etkileri en üst düzeye çıkarma potansiyeline sahip yeni fitness programlarını denemek için bu araştırmayı geliştiriyor.

“Şu anda “Jymmin” (jamming and gymnastic) adı verilen yeni bir sistemi değerlendiriyoruz. Bu, fiziksel aktiviteye dayalı olarak sesler (melodiler, ritim) üreten sensör tabanlı bir sistem. Demans hastalarının müzik dinlerken güçlü tepkiler verdiğini biliyoruz. Demans hastalarıyla yapılacak bir fizibilite çalışmasında fiziksel aktivite ve aktif müzik yapımının umut verici yönlerini birleştirmek istiyoruz.”

Dr. Rehfeld sözlerini, bizi koltuklarımızdan kaldırıp en sevdiğimiz ritimle dans ettirebilecek bir tavsiyeyle bitiriyor.

“Herkesin mümkün olduğunca uzun süre bağımsız ve sağlıklı bir yaşam sürmek istediğine inanıyorum. Fiziksel aktivite buna katkıda bulunabilecek yaşam tarzı faktörlerinden biridir, çeşitli risk faktörlerini ortadan kaldırır ve yaşa bağlı gerilemeyi yavaşlatır. Dansın, özellikle ileri yaşlarda, beden ve zihin için yeni meydan okumalar yaratmak için güçlü bir araç olduğunu düşünüyorum.”

Bu çalışma, yaşam süresi boyunca fiziksel ve bilişsel aktivitenin bilişsel ve sinirsel etkilerini araştıran daha geniş bir araştırma koleksiyonuna girmektedir.

Bilim makalesi: Kathrin Rehfeld et al, Dancing or Fitness Sport? The Effects of Two Training Programs on Hippocampal Plasticity and Balance Abilities in Healthy Seniors, Frontiers in Human Neuroscience (2017). DOI: 10.3389/fnhum.2017.00305

Bilim dergisi hakkında bilgi: Frontiers in Human Neuroscience 

Facebook Yorumları