Kategoriler
Histology

Miyokardiyum

Tahmini okuma süresi: < 1 dakika

Sinonim: myocardium, myocard, myokard, myokart, miyokart.

Kalbin üç tabakasından, ortada kaslı olanıdır. (Bkz; Miyokardiyum) (Bkz; Miyokart)

  • Miyokardiyal(myocardi-al), kalp kasına ait demektir.
Kategoriler
Histology

Nekroz

Tahmini okuma süresi: < 1 dakika

Sinonim: Necrosis, Nekrose.

Doku ölümü. Bkz; Nekroz

Kategoriler
Hepatoloji Histology Klinik tıp

Karaciğer sirozu

Tahmini okuma süresi: < 1 dakika

Sinonim: liver cirrhosis, Leberzirrhose 

Zarar görmüş karaciğerin, bağ doku ile tamir edildikten sonraki aldığı sarı renkli halidir.

Etiyoloji
  • Alkol tüketimi (yaklaşık 60%)
  • Kronik virüs hepatitleri (Hepatit B, C veya D; yaklaşık 30%
  • Diğer nedenler (yaklaşık 10%)
    • Oto immün hepatiti,
    • primer biliyer Sirozu
    • primer skleroz Kolanjiti
    • Ekzojen nedenli karaciğer hasarları;
      • İlaçlar (Örn; Parasetamol)
      • Kimyasallar
    • Metabolik bozukluklar;
      • Morbus Wilson
      • Hemokromatoz
      • α1-Antitripsin azlığı
      • Mukoviszidoz
    • Kardiyal Siroz;
      • Sağ kalp yetmezliği
      • Perikardit konstriktiva
    • Budd-Chiari sendromu
    • Tropikal hastalıkları;
      • Şistozomiyaz
Kaynak: https://ai2-s2-public.s3.amazonaws.com/figures/2017-08-08/bf6b812342a69579d64380976305308799e97736/6-Figure2-1.png
Kategoriler
Anatomi Biyoloji Histology Makaleler Physiology

Kas Hareketleri: Kaslarınız Nasıl Çalışıyor?

Tahmini okuma süresi: < 1 dakika

Masanın üzerinde duran bir bardağa, içerisindeki suyu içmek amacıyla uzandığınızı düşünün. Bunu kolayca yapabileceksinizdir, değil mi? Üzerinde çok kafa yormanıza gerek bile yok! Ancak bir düşünün: Kolunuzu olduğu yerden kaldırıp, bardağı tam olarak ağırlık merkezi etrafından kavrayabilecek şekilde yerleştirip, parmaklarınızı sizi yormayacak ama bardağın da kaymasına engel olacak kadar sıkmanızı sağlayabilen ve yumuşak, sürekli bir hareketle bardağı ağzınıza götürme sürecini gerçekleştiren bir kahraman var: kaslarınız! Onların ne kadar isabetli olduğu üzerine birazcık kafa yoracak olursanız, nasıl çalıştıklarını merak etmemeniz imkansız olacaktır.

Biyoloji derslerinin olmazsa olmazı “kas hareketleri”ni, biraz daha görsel bir şekilde anlatabiliriz diye umduk ve bu hareketli görseli Türkçeye kazandırmak istedik. Görselin her bir kısmında, kas hareketleri ve bunların nasıl gerçekleştiğiyle ilgili bilgiler bulacaksınız. Umuyoruz ki vücudunuzun ve doğanın nasıl çalıştığını anlamanıza katkı sağlayacaktır.

Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
 
Görsel Düzenleme: Ali Kılıç (Evrim Ağacı)
 
Çeviren: Şule Ölez (Evrim Ağacı)
 
Kaynak: TableTopWhale
Kategoriler
Endokrinoloji Histology Makaleler Pathology

Amiloidoz (Amyloidosis) Hastalığı ve Amiloid Proteinler

Tahmini okuma süresi: 4 dakika

Doğada hiçbir şey kusursuz çalışmaz. Bunların başında, canlı organizmalar ve vücutları gelir. Evet, oldukça karmaşık yapılı oluşumlarızdır. Ancak bu karmaşıklık, bir bedelle gelir: daha yüksek hata payları, daha sık görülen kusurlar, vb. Örneğin, her gün vücudumuzdaki 300 trilyon kadar hücrede, yüz binlerce mutasyon meydana gelir. Bunların büyük bir çoğunluğu tamir edilebilir; ancak her gün bunlardan birkaç tanesi bu düzeltme mekanizmalarından kurtulur. Böylece, vücudumuzda mutasyonlar birikir. Bunlar, neredeyse hiçbir zaman zararlı değildir. Nötr (etkisiz) veya nötre yakındırlar. Nötre yakın olanların da %90 civarı evrimsel avantaj kazandıracak etkilere sahiptir. Yani mutasyonların çoğu zararlı değildir. Bu mutasyonlar eğer ki üreme hücrelerine, üreme organlarına veya zigota denk gelirlerse, gelecek nesillere aktarılıp, evrimsel sürece dahil olurlar. Yoksa, ölümümüzle birlikte yok olurlar.

Vücut hücrelerimizin aslında büyük bir kısmı üreme hücreleri, üreme organlarına ait hücreler veya zigottan (yumurta ve spermin birleşmesinden oluşan hücre) oluşmamaktadır; çoğu bunlar dışında kalan somatik hücrelerimizdir. Buna rağmen, her bir insan yavrusu, ebeveynlerinden ortalamada 7-60 farklı mutasyon ile doğar. Bu da, mutasyonların ne kadar sıklıkla vücudumuzda sabitlendiğini bir diğer açıdan gösterir. Ayrıca, sanıldıkları kadar zararlı olmadıklarını da doğrular. Dediğimiz gibi, bunların çoğu etkisizdir, etkili olanların bir kısmı da ufak fiziksel değişimlere neden olur. Buna, eşeyli üremenin en etkili çeşitlilik mekanizması olan crossing-over (gen çaprazlanması) da eklendiğinde, sadece insanlarda değil, tüm türlerde müthiş miktarda çeşitlilik yaratılabilir. Bu çeşitlilik içerisinden, en uyumlular hayatta kalır ve ürerler. Diğerleri elenerek yok olurlar veya daha zor/kısa hayatta kalabilirler. Daha kolay hayatta kalanlar, daha çok ürerler ve kendilerindeki başarılı genleri (ve mutasyona uğramış mutant genleri) gelecek nesillere daha çok aktarabilirler. Böylece, “seçilmiş” olurlar. Seçilenlerin genleri gelecek nesillere daha çok aktarıldıkça, belli özellikler popülasyon içerisinde birikir ve canlılar farklılaşır. İşte tüm bu sürece evrim diyoruz.

Üreme hücrelerinde (ve diğer ilgili bölgelerde) değil de, vücudumuzun geri kalanında meydana gelen mutasyonların büyük bir kısmı zararsızdır ve tam aksine, bunların çoğu ya bir miktar faydalı ya da etkisizdir demiştik. Ancak kimi zaman, meydana gelen bu mutasyonlar genleri etkili bir biçimde değiştirirler. Bu değişim, genlerin yapısını değiştirir; dolayısıyla o genlerden üretilen proteinlerin yapısı da değişir. Bu değişim, nadiren de olsa, proteinlerin katlanmasını zorlaştırabilir ya da hatalı katlanmalara neden olabilir. Proteinlerin katlanma biçimi, işlevlerini yerine getirebilmeleri bakımından önemlidir. İşte özellikle beta-tipi katlanmalara engel olan veya bunları bozan mutasyonlar, amiloid adı verilen hatalı katlanmış proteinlere neden olurlar. Bu tür proteinler oldukça nadir görülürler. Öyle ki, insan vücudunda görev alan on milyonlarla ifade edilebilecek sayıda bulunan farklı protein tipinden sadece 18 tanesinin hatalı katlanması, amiloid yapılara neden olur!
Fakat eğer ki bu amiloid yapılara bir kez rastlanırsa, o vücutta sürekli olarak amiloid proteinler üretilebilir. Bunlar, çözünemez, ipliksi proteinler oldukları için çeşitli hücre ve dokularda birikirler. Birikimleri sonucunda, burada normal şekilde işlemesi gereken proteinlerin de yapısını bozarlar. Bu abartılı amiloid birikimi sonucunda, çok nadir görülen bir hastalık olan, amiloidoz hastalığı oluşur. Amiloidozun, Alzheimer’dan Tip-2 Diyabet’e, Parkinson’dan serebral anjiyopatiye kadar birçok sinir ve dolaşım sistemi hastalıklarında önemli rolü olduğu düşünülmektedir.
Evrimsel süreç, oldukça ilginç sonuçlar da doğurabilmektedir: bazı türlerde, amiloid proteinlerin hastalık yapmak bir kenara dursun, işlevsel olabildiği bile tespit edilmiştir! E. coli ve Salmonella gibi bakterilerde, bazı örümceklerin ağlarını yapmak için ürettikleri ipliklerde, bazı memeli türlerinin melanozomlarında (melanin sentezi ve depolanmasında görev alan bir hayvan hücresi organeli), biyofilmler oluşturan canlılarda amiloid proteinler işlevseldir ve hatta olmazsa olmazdır! Bu canlıların amiloid yapıların avantajlı hale gelmesi sonucunda bu özellikleri kazandığı düşünülmektedir. Yani bir hata olarak başlayan bir mutasyon, sonradan faydalı hale gelmiş olabilir ve seçilerek, “sıradan” ve “işlevsel” bir yapıya dönüşmüş olabilir.
Ancak insanlara dönecek olursak, amiloidozun kalp, böbrekler, dalak, sinir sistemi ve sindirim kanalını etkilediğini söyleyebiliriz. Amiloidoz, kalıtsal olabileceği gibi, bireyde sonradan da oluşabilir. Amiloidozun belirtileri etkilenen organlara göre değişse de, genel olarak semptomlar şöyle listelenebilir:
• Bilek ve bacaklarda şişme
• Aşırı yorgunluk ve zayıflık
• Nefes darlığı
• Ellerde ve ayaklarda uyuşma, gıdıklanma ve acı, özellikle de bileklerde sancılı acılar
• Kanlı ishal veya kabızlık
• Yemek yerken aşırı hızlı şekilde doygunluk hissinin gelmesi ve aşırı kilo kaybı
• Şişkin dil
• Deride değişiklikler (kalınlaşma veya kolay zedelenme gibi) ve gözlerde morlukların oluşması
• Düzensiz kalp ritmi
• Yutkunma güçlükleri
Risk grupları, genellikele 50 yaşın üzerindekilerdir; ancak bazı bireylerde amiloidoz çok erken yaşlarda da görülebilir. Bugüne kadar en yaygın amiloidoz tipi olan İmmünoglobin Hafif Zincirli (AL) Amiloidoz teşhisi konan insanların %70’i erkektir; dolayısıyla erkeklerde daha sık görüldüğü düşünülmektedir. Bu en yaygın tipi, kalpten böbreklere, deriden sinirlere kadar birçok organı doğrudan etkiler ve kontrol altına alınmadığı müddetçe oldukça tehlikelidir. Bazı kronik enfeksiyonlara sahip olanlarda, en yaygın ikinci tipi olan AA Amiloidoz görülme ihtimali artmaktadır. Bu ikinci tipi, çoğu zaman doğrudan böbrekleri hedef alır; fakat nadiren sindirim kanalı, karaciğer ve kalbi de etkileyebilir. Ayrıca ailesinde amiloidoz görülen kişilerde ve diyaliz yaptıranlarda amiloidoz ihtimali artmaktadır. Çünkü böbrekleri çalışmayanlarda uygulanan diyaliz, her zaman her türlü proteini süzemez ve bu nedenle böbreklerde iri yapılı amiloid proteinler birikebilir. Bu da, amiloidoz ihtimalini arttırır.
Ne yazık ki, amiloidozun tedavisi bulunmamaktadır. Tek yapılabilecek şey, semptomları baskılayıp idare edebilecek metotlara başvurmaktır. Bu metotlar, amiloidozun tipine göre değişse de, kemoterapi ile anormal hücre oluşumlarının önüne geçilmeye çalışılır, çevresel kan kök hücresi transplantlarıyla kemoterapinin olumsuz etkilerinin önüne geçilmeye çalışılır. Bu yöntem için, bireyin kendi vücudundan kök hücreler alınır ve kemoterapi sonrasında vücuda geri verilir. Bu yöntem, özellikle ilerlememiş amiloidoz vakalarında işlevseldir. Hastanın yaşam standardını arttırmak için, ağrı kesici ve diüretik ilaçlar kullanılır. Kimi zaman kanı seyreltici ve kalp ritmini düzenleyici ilaçlara da başvurulabilir.
AL tipi amiloidoz, genellikle ilk 5 sene içerisinde hastayı öldürmektedir. Bu hastaların %20’si 5 seneden daha uzun yaşayabilmektedir. AA amiloidoz hastaları ise genellikle 5-10 sene arasında yaşayabilmektedir. Kalıtsal amiloidozda ise hastalar, teşhisin konulmasından sonra genellikle 15 sene boyunca hayatta kalabilmektedirler. Tüm bunlar, teşhisin ne kadar erken konduğuna, tedavinin ne kadar etkili olduğuna, vb. faktörlere bağlıdır.
Kaynaklar ve İleri Okuma:
Kategoriler
Anatomi Biyokimya Chemistry Histology Molecular biology

Kinesin

Tahmini okuma süresi: < 1 dakika

  • ökaryot hücrelerde bulunan bir tür taşıyıcı motor proteindir.
  • Bir maddeyi yürüyüş davranışı sergileyerek iletir. İleteceği maddeyi mikrotübüller üzerinde taşır. Kinesin mikrotübül üzerinde artı uca doğru ilerler. Dinein ise karşıt davranarak eksi uca doğru ilerler.
  • ATP’nin hidrolizi ile enerjisi tedarik edilir.
  • Kinesinin hareketi mitoz, mayoz ve hücre içi taşıma işlemlerinde önemli bir görevi vardır.
Kategoriler
Chemistry Histology Microbiology Pathology

Gram boyası

Tahmini okuma süresi: 2 dakikaSinonim: Gram staining, Gram’s method, Gram-Färbung, Gramfärbung

  • Danimarkalı bakteriyolog  Hans Christian Gram (1853–1938) tarafından geliştirilmiş bakterileri sınıflandırmak için kullanılan mikroskopik inceleme yöntemidir. Bu metodu, 1884 yılında, pnömokoklar (Streptococcus pneumoniae) ile Klebsiella pneumoniae bakterilerini ayırt edebilmek için geliştirmiştir.
  • Gram-pozitif bakterilerin kristal viyole/iyot kompleksini tutma özelliğine sahip peptidoglikan yapıda hücre duvarları vardır. Hücre duvarlarının ağsı ve kat kat peptidoglikandan oluşan yapısı boya parçacıklarını tutar.
  • Gram-negatif bakterilerin hücre duvarı ise sadece ince bir peptidoglikan katmanında oluşur ve boyaları tutamaz. Gram-negatif bakterilerde aynı zamanda lipid yapıda bir dış zar duvardır.
  •  Alkol, Gram-pozitif hücre duvarının su kaybedip büzüşmesine neden olur bu yüzden boya tanecikleri moleküllerin arasına sıkışır. Gram-negatif bakterilerdeki ince olan peptidoglikan katman boya parçalarını tutamaz; alkol dış zardaki lipitleri çözünce boya dağılır, hücrenin rengi açılır. Renk açılması adımı önemlidir ve belli bir yetenek gerektirir çünkü Gram-pozitif olma kesin bir sonuç vermeyebilir. Renk açılmasının ardından birinciden farklı ikinci bir boya (safranin or fuchsin) uygulanır, bu boya rengi açılmış hücreleri boyayarak onların görünmelerini sağlar. Gram pozitifler birinci boyayla mora boyandıkları için ikinci boya onların rengini etkilemez, ama Gram negatif olanlar pembe-kırmızı olurlar.

    Gram pozitif Staphylococcus aureus (mor), Gram negatif Escherichia coli (kırmızı)
  •  Genellikle (istisnalar mevcuttur), Gram-negatif bakteriler hastalık yapıcı kuvvetleri açısından daha tehlikelidirler. Gram-negatiflerin dış zarlarının üstünde, antikorlarınbağlanmasını engelleyen bir sümük tabakaları vardır. Bakterinin dışında kapsül bulunması da hastalık yapıcı etkinliğini arttıran (virülans) faktörlerdendir. Gram-negatif bakteriler bütün bunlara ek olarak, dış zarlarında lipopolisakkarit bulunur, bu yangının (enflamasyonun) artmasına neden olan bir endotoksindir. Yangı o derece şiddetli olabilir ki septik şok meydana gelebilir. Gram-pozitiflerin ise hücre duvarlarını koruyan dış zarları yoktur ve vücudun ürettiği lizozim enzimi çıplak peptidoglikan katmanlarına zarar vererek bakteriyi imha eder. Gram-pozitifler bu özellikleri yüzünden penisilin gibi beta-laktam antibiyotiklere daha duyarlıdırlar.
Kategoriler
Biyokimya Biyoloji Histology Klinik tıp Methodology Microbiology

Ziehl-Neelsen boyası

Tahmini okuma süresi: 2 dakikaSinonim: asit-fast boyama Ziehl–Neelsen stainacid-fast stain, Ziehl-Neelsen-Färbung

  • Bakteriyolojik tanılama için kullanılan bir boyama yöntemidir.
  • İki Alman doktor: bakteriyolog Franz Ziehl (1859-1926) ve patolog Friedrich Neelsen (1854-1898) tarafından ilk kez tanımlanmıştır.

    Franz Ziehl

    Friedrich Carl Adolf Neelsen
  • Özellikle Mycobacteria türleri gibi asite dirençli mikroorganizmaları tanımlamak için kullanılan özel bir bakteriyolojik boyadır.
  • Tüberküloz hastalığından sorumlu olduğu için en önemli kullanım alanı Mycobacterium tuberculosis’dir.
  • İnsanlarda hastalığa neden olan diğer önemli Mycobacterium türleri;
    1. Mycobacterium leprae,
    2. Mycobacterium kansasii,
    3. Mycobacterium marinum,
    4. Mycobacterium avium kompleksin üyeleri içinde kullanılır.
  • Aynı zamanda Nocardia gibi bazı diğer bakterilerin boyanmasında da kullanılabilirler.
  • Mycobacterium tuberculosis gibi asit dirençli organizmalar hücre duvarları içinde mikolik asitler denilen lipid maddelerden büyük miktarda içerirler. Bu asitler Gram boyama gibi sıradan yöntemler ile boyanmaya dirençlidirler.
  • Ziehl-Neelsen boyamada kullanılan reaktifler karbol fuksin, asit alkol ve metilen mavisidir. Aside rezistant basil (ARB), boyama sonrası parlak kırmızı görünür.
Kaynaklar:
  • vikipedi
  • “Microbiology with Diseases by Body System”, Robert W. Bauman, 2009, Pearson Education, Inc.
  • Morello, Josephine A., Paul A. Granato, Marion E. Wilson, and Verna Morton. Laboratory Manual and Workbook in Microbiology: Applications to Patient Car. 10th ed. Boston: McGraw-Hill Higher Education, 2006. Print.
  • Ziehl–Neelsen protocol (PDF format).
Kategoriler
Anatomi Biyoloji Histology

Endozom

Tahmini okuma süresi: < 1 dakikaSinonim: Endosom, endosome

  • bir hücre organelidir.
  • Hücre zarından türeyen birçok endositotik taşıyıcılar endozoma taşınır ve onunla birleşir.
  • Bazı endositoza uğrayan maddeler ise
  • lizozoma gitmeden endozoma uğrarlar.
  • Endozomlar, endositoza uğrayan maddeleri lizozoma gitmeden depolamakla görevlidir. Bu durum bazı maddelerin hücre zarına geri dönmesine olanak sağlar.
Kategoriler
Histology Ophthalmology

Sklera

Tahmini okuma süresi: < 1 dakika

  • Sinonim: Sclera, sert tabaka,

    Kaynak: http://kertvarosoptika.hu/wp-content/uploads/sclera-Kertvaros-Optika.jpg

    Lederhaut.

  • Antik Yunancadaki σκληρός (sklērós, hard)‘dan türemiştir.
  • Göz kürenin en dışındaki sert tabakadır. Kornea ile birlikte tunika fibroza bulbiyi oluştururlar.