Bağımlılık Riski Yüksek Olan Gençlerin Beyinlerindeki Fark

Candy Cigarette (1989) – Sally Mann Kaynak: https://www.pixelle.co/wp-content/uploads/2016/04/Sallie-Mann-900×660.jpg

University of Cambridge araştırmacıları tarafından yürütülen yeni bir araştırmada bağımlılık temelli sorunlara daha açık olan veya daha kolay bağımlı olan genç yetişkin bireylerin beyinlerinde çok temel belirgin farklar olduğu gösterildi.

Mevcut araştırma aynı zamanda geçmiş araştırmalarda elde edilen verilerle tutarlı olarak, bireyin biyolojik altyapısının ve koşullarının o bireyin tiryakilik veya alışkanlık davranışları geliştirmesinde etkili olacağında dair deliller elde edildi.

Genç yetişkinlik ve hemen öncesindeki ergenliğin ortasından sonuna doğru olan dönem, bireyin hayatında oldukça büyük bir önem taşıyor. Bu dönem bireyin bağımlılıkla ilişkili ve riskli davranışlar göstermeye başladığı döneme denk geliyor.

Bu davranışlardan birisi de dürtüsellik olarak tanımlanan davranıştır. Bazen kararlarımızı çok fazla vakit harcamadan bir tehlike veya tehditten kaçmak için olduğu gibi hızla verirken bazen yeterli zamanı kullanıp ölçüp tartarak, neden sonuç ilişkileri kurarak dikkatli karar veririz. Bu anlamda dürtüsellik sonuçlarını düşünmeden prematüre karar vermek anlamına gelmektedir. Hiperaktivite bozukluğu (ADHD) olan, madde ve davranışsal bağımlılıkları olan ve depresyon, anksiyete gibi sorunları olan bireylerde dürtüsellik (impulsivite) davranışı çok daha yüksek seviyelerde görülebilmektedir.

Neuropsychopharmacology’de yayımlanan araştırmada Cambridge Psikiyatri Bölümü’nden araştırma ekibi ve Danimarka Aarhus University araştırmacıları, genç yetişkinlerde artan davranışsal impulsivite (dürtüsellik) ile beynin bağımlılıkla ilgili bölgesi olan putamen bölgesindeki sinir hücrelerindeki anormallikler arasında ciddi bir ilişki olduğunu gösterdi.

Yaşları 16 ila 26 arasında değişen 99 genç yetişkinin dürtüselliği bilgisayar temelli uygulamalar ile sınandı. Eş zamanlı olarak araştırmacılar, miyelin miktarını algılama sekansına sahip bir teknikle katılımcıların beyin tarama görüntülerini aldı.

Miyelin, sinir hücrelerinin aksonları boyunca uzantıyı kaplayan ve sinirsel elektrik iletiminin hızlı olmasını sağlayan yağ temelli bir malzemedir. Araştırma sonucunda daha yüksek dürtüsellik davranışı gösterdiği ölçülen genç yetişkinlerin putamenlerinde daha düşük miyelin seviyesi tespit edildi.

Kemirgenler üzerinde yapılan hayvan deneyleri ile paralel sonuçlar elde edilen araştırmanın başyazarı Dr. Camilla Nord’a göre yüksek dürtüsellik, ADHD, madde bağımlılığı, yeme bozukluğu ve depresyon gibi bir takım mental sağlık problemleri ile de bir şekilde ilişkili. Endofenotip olarak açıklanan bu durum bireyin hem biyolojik altyapısı, hem beyin sağlığı durumu hem de davranıştaki durumlarının bileşkesinin, yine bireyin belirli psikiyatrik veya nörolojik koşulları geliştirmesine neden olması olarak düşünülebilir.

Putamen, beyindeki diğer birçok bölgeye dopamin sinyalleri göndererek bağımlılık, tiryakilik gibi davranışlarımızı yöneten ve ne kadar dürtüsel davranacağımızı belirleyen bölgeler içerisinde kilit bir rol üstlenen alandır. Bu bölgedeki miyelinasyonda gözle görülür azalmaların gözlemlenmesi, bu bölgede fonksyionunu ve dolayısıyla ne kadar dürtüsel davranacağımızı etkileyen mikroyapısal ve biyolojik başka değişikliklerin ve bozuklukların olduğuna işaret etmektedir.

Miyelin miktarı ve hacmi değiştikçe, genel beyin sağlığı göz önüne alındığında, sinirsel iletişimin hızı ve verimliliği de değişmektedir. Yani özellikle belirli bir beyin bölgesinde miyelin miktarında genel olarak bir azalma söz konusu ise, o bölgenin lokal özelliklerinde ve kendine has görevlerinde gözle görülür ve ölçülebilir değişiklikler görülmektedir.

Ancak araştırmacılar katılımcıların mental sağlıklarının yerinde olması dolayısıyla, miyelinasyon ve dürtüsellik arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılması için, belirli psikiyatrik teşhisleri koyulmuş bireylerde benzer incelemelerin yürütülmesi gerektiğini ve ancak bu şekilde daha nedensel ilişkilerin varlığına dair tespitlerin daha yüksek kesinlik ile tanılanacağını belirtiyor.

Kaynak:

Orjinal yazı: Bilimfili

Facebook Yorumları