Tahmini okuma süresi: 2 dakika

Hiper-empati veya aşırı empati olarak da bilinen aşırı empati sendromu, resmi olarak tanınan bir psikiyatrik bozukluk değildir. Bununla birlikte, bir bireyin başkalarının duygularıyla başa çıkmasını zorlaştıran ezici bir empati düzeyi yaşadığı bir olguyu ifade eder. Bu bireyler başkalarının duygu, düşünce ve hislerine karşı yüksek bir hassasiyete sahip olabilir ve hatta başkalarının acılarına tanık olduklarında fiziksel acı veya rahatsızlık hissedebilirler. Bu durum duygusal tükenmeye, sosyal geri çekilmeye ve hatta zihinsel sağlık sorunlarına yol açabilir.

Tarihsel Kökenleri:

Aşırı empati kavramı, empati çalışmalarının kendisine kadar uzanmaktadır. Psikolojik bir yapı olarak empati, David Hume ve Adam Smith gibi filozofların başkalarının duygularını anlamanın önemini tartıştıkları yüzyıllardır incelenmektedir. Ancak “empati” terimi ilk kez 20. yüzyılın başlarında psikolog Edward Titchener tarafından Almanca “Einfühlung” teriminin çevirisi olarak ortaya atılmıştır. O zamandan beri empati, psikolojide, özellikle de duygusal ve sosyal zekanın anlaşılmasında önemli bir konu olmuştur.

Gelişmeler ve Nedenler:

Aşırı empati sendromu bilimsel literatürde iyi bir şekilde tanımlanmamıştır ve spesifik nedenleri konusunda bir fikir birliği yoktur. Bununla birlikte, araştırmacılar aşırı empati düzeyine katkıda bulunabilecek çeşitli faktörler öne sürmüşlerdir:

  • Biyolojik faktörler: Çalışmalar, bazı bireylerin daha yüksek empati seviyelerine genetik yatkınlığı olabileceğini göstermiştir. Araştırmalar ayrıca, hem bir eylemi gerçekleştirirken hem de başka birinin bu eylemi gerçekleştirdiğini gözlemlerken aktive olan özelleşmiş beyin hücreleri olan ayna nöronların rolünü vurgulamıştır. Bu nöronların başkalarının duygu ve eylemlerini anlamada rol oynadığı ve aşırı faaliyetlerinin aşırı empatiye katkıda bulunabileceği düşünülmektedir.
  • Psikolojik faktörler: Yüksek düzeyde uyumluluk veya açıklık gibi belirli kişilik özellikleri, bireyleri yüksek empati yaşamaya yatkın hale getirebilir. Ayrıca, travma veya istismar geçmişi olan bireyler, bir başa çıkma mekanizması olarak veya başkalarının duygularına karşı artan hassasiyetlerinin bir sonucu olarak aşırı empati geliştirebilirler.
  • Sosyal faktörler: Yetiştirilme tarzı ve sosyal koşullanma gibi kültürel ve toplumsal faktörler empatinin gelişimini etkileyebilir. Empatiye yüksek değer verilen ortamlarda yetişen bireyler aşırı empatiye daha yatkın olabilir.

Sonuçlar:

Aşırı empati, bunu yaşayan bireyler için aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli olumsuz sonuçlara yol açabilir:

  • Duygusal tükenme: Sürekli olarak başkalarının duygularını hissetmek yorucu olabilir ve duygusal yorgunluğa, tükenmişliğe ve hatta depresyona yol açabilir.
  • Sınırları belirlemede zorluk: Aşırı empatik bireyler kendi ihtiyaçlarını ortaya koymakta zorlanabilir ve başkalarının refahına kendilerininkinden daha fazla öncelik verebilirler.
  • İlişki gerginliği: Aşırı empati ilişkilerde gerginlik yaratabilir, çünkü aşırı empatik kişi partnerinin duygularına aşırı derecede dahil olabilir veya ilişkinin duygusal taleplerinden bunalmış hissedebilir.
  • Sosyal geri çekilme: Kendilerini aşırı duygusal yükten korumak için aşırı empati sahibi bireyler kendilerini sosyal ortamlardan soyutlayabilir, bu da yalnızlığa ve destek ağının azalmasına yol açabilir.

Güncel Tanı Kriterleri:

Aşırı empati sendromu tanınmış bir psikiyatrik bozukluk olmadığından, bu fenomen için belirlenmiş bir tanı kriteri yoktur. Ancak ruh sağlığı uzmanları, bireyin empati düzeyini ve bunun günlük işleyişi üzerindeki etkisini, ruh sağlığı ve esenliğine ilişkin daha geniş bir değerlendirmenin parçası olarak değerlendirebilir.

Sonuç olarak, aşırı empati, bunu yaşayan bireyler için olumsuz sonuçlar doğurabilecek karmaşık bir olgudur. Aşırı empatinin nedenlerinin ve sonuçlarının daha iyi anlaşılması, empati seviyelerini yönetmek ve düzenlemek için stratejiler geliştirmeye yardımcı olabilir, duygusal refahı ve sağlıklı ilişkileri teşvik edebilir.

Facebook Yorumları