Aktif Kişiliğe Neden Olan Gen, Aynı Zamanda Uzun Ömrün Anahtarı Olabilir!

Tahmini okuma süresi: 2 dakika

Irvine’da bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nden (UC Irvine) araştırmacıların bulduğu verilere göre, insanlardaki aktif kişilik özellikleriyle ilişkilendirilen genin bir varyantı daha uzun yaşamayı sağlıyor. Bir dopamin reseptörü geninin, 90 yaşını aşacak kadar yaşayabilen insanlarda çok daha yüksek oranlarda bulunan bir varyantı (çeşidi) olan DRD4 7R isimli allelinin farelerle yapılan deneylerde ömrü uzattığı gözlendi.
UC Irvine’de bir biyolojik kimya profesörü olan Robert Moyzis ile Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’nda çalışmalar yürüten ve Ulusal Uyuşturucu Kullanımı Ensititüsü’nü yöneten Dr. Nora Volkow, Lacuna Woods, Calif’te UC Irvine tarafından yürütülen 90+ Çalışmasındaki verileri kullanarak bir araştırma yürüttü. Sonuçlar The Journal of Neuroscience dergisinde yayımlandı.
Bu varyant gen, nöronlar arasında sinyal aktarımını kolaylaştıran ve dikkat ve ödüllendirilmeye bağlı öğrenmeden sorumlu beyin şebekesinde büyük rol oynayan dopamin sisteminin bir parçası. DRD4 7R aleli dopamin sinyallerini köreltiyor ki bu da kişinin çevreye olan tepkilerini geliştiriyor. Moyzis’in söylediğine göre, bu varyant geni taşıyan insanlar sosyal, fiziksel ve zihinsel aktivitelerle uğraşmaya daha hevesli. Varyant aynı zamanda dikkat eksiliği, hiperaktivite, bağımlılık ve çeşitli riskli davranışla ilişkilendiriliyor. Moyzis şöyle söylüyor:
“Bu genetik varyantın insan ömrünün uzunluğunu direk olarak etkilemiyor olma olasılığı olsa da, daha uzun ve daha sağlıklı yaşamak için önemli kişilik özellikleriyle ilişkilendiriliyor.Eğer sosyal ve fiziksel aktivitelere daha çok katılırsak uzun yaşamaya eğilimli olduğumuz belgelenmiştir. Bu kadar basit.”
Birçok çalışma gösteriyor ki aktif olmak sağlıklı ve daha yavaş yaşlanmak için oldukça önemli ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların ilerlemesini yavaşlatıyor. Moyzis ve UC Irvine’de psikoloji ve sosyal davranış profesörü olan Chuansheng Chen tarafından yürütülen önceki moleküler evrimsel araştırma, bu “uzun ömür alelinin” 30,000 yıldan uzun süre önce gerçekleşen Afrika dışına yapılan göç sırasında ortaya çıktığını gösteriyor.
Yeni çalışmada UC Irvine ekibi 90+ Çalışmasındaki 310 katılımcıdan alınan genetik örnekleri inceledi. Bu “en yaşlı-yaşlı” populasyonda varyant genin bulunma olasılığı, yaşları yediyle kırk beş arasında olan 2,902 kişiden oluşan kontrol grubuna kıyasla %66 daha fazlaydı. Bu varyantın varlığı aynı zamanda yüksek seviyede fiziksel aktiviteyle de ilişkiliydi.
Daha sonra Volkow, sinirbilimci Panayotis Thanos ve Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’ndaki meslektaşları, bu varyantı taşımayan farelerin, zegin ortamda yetiştirilmiş olsalar bile taşıyanlara kıyasla ömürlerinin %7 ve %9,7 arasında daha kısa olduğunu buldu.
Her ne kadar varyantın ömrü uzattığı ortada olsa da, Moyzis bu çalışmadan klinik olarak yararlanabilmek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söylüyor. Sözlerini şöyle bitiriyor:
“Yine de, bu gen varyantına sahip olan bireylerin zaten iyi bilinen tıp önerisine uyup daha çok fiziksel aktivitede bulunduğu ortada.”
Kaynak:
  1. ScienceDaily
  2. D. L. Grady, P. K. Thanos, M. M. Corrada, J. C. Barnett, V. Ciobanu, D. Shustarovich, A. Napoli, A. G. Moyzis, D. Grandy, M. Rubinstein, G.-J. Wang, C. H. Kawas, C. Chen, Q. Dong, E. Wang, N. D. Volkow, R. K. Moyzis. DRD4 Genotype Predicts Longevity in Mouse and Human.Journal of Neuroscience, 2013; 33 (1): 286 DOI:10.1523/JNEUROSCI.3515-12.2013
Facebook Yorumları