Alzheimer Hastalığı ile İlişkilendirilen Mekanizmalardan Biri Daha Ortaya Kondu

Alzheimerlı farenin serebral korteksine ait bu görüntüde amiloid protein (mavi), bağışıklık hücreleri olan mikrogliya gücreleri (yeşil), aktifleşmiş gliya hücreleri (kırmızı) boyanarak gösterilmiştir. Kaynak: https://3c1703fe8d.site.internapcdn.net/newman/csz/news/800/2018/alzheimersre.jpg

Alzheimer hastalığı, ileri yaştaki demans (bunama) vakalarında en sık karşılaşılan neden. Bellek yitiminin yanı sıra, hastaların öğrenme, mantıklı düşünme, iletişim kurma ve hatta gündelik yaşam etkinliklerinin üstesinden gelme becerilerinde kayıplar oluşuyor. Hastalık üzerinde çalışan Tübingen Üniversitesi araştırmacıları, beyinlerinde insanlardakinin aynısı olan amiloid proteini birikimleri oluşabilen ve unutkanlaşan fareler ile yaptıkları deneyler sonucunda önemli bulgular elde etti.

Olga Garaschuk liderliğindeki ekip, birkaç yıl önce yaptıkları bir çalışmada, beyinlerinde amiloid birikimi olan farelerin sinir hücresi etkinliğinde kayda değer bir artış görüldüğünü saptamıştı. Benzer bulgular, Alzheimer hastası insanlarda da mevcuttu. Ekibin son yaptığı çalışmada ise farelerdeki bu nöral hiperaktifliğin ardında yatan önemli bir mekanizma aydınlandı. Sinir hücreleri arasındaki temas noktalarında, sinyal iletimi için gerekli olan hücre-içi kalsiyum depolayıcısında bozukluk olduğu görüldü. Bunun sonucunda, aşırı derecede fazla sinyal kimyasalı (nöro-iletici) salınıyordu.

PNAS dergisinde yayımlanan ilgili makalede, yapılan bu saptamaların, Alzheimer hastalığının kalıtsal türünün tedavisinde yeni yaklaşımların denenmesini sağlayabileceği belirtildi. Şöyle ki, Alzheimer hastalarında, serebral korteks işlevlerinde bozukluk oluyor. Bu işlev bozukluğunda, nör-ileticilerin aşırı salınımı rol oynuyor. Bu aşırı salınımda ise hücre-içi kalsiyum depolayıcısındaki bozukluk pay sahibi ve bu kalsiyum deposu bozukluğuna neden olabilen bir gen mutasyonu olduğu biliniyor.

Beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişim, büyük ölçüde elektriksel sinyaller ile gerçekleştirilir. Ama sinapsta (sinir hücreleri arasındaki aktarım noktası) elektriksel sinyal, kimyasal sinyal hâline gelir. Bu aşamada kalsiyum önemli rol oynar; nöro-iletici olarak bilinen haberci kimyasalların salınımına yardım eder. Bunlar diğer sinir hücresine tutunur ve bir başka elektriksel sinyal üretilip gönderilir. Garaschuk’un yeni çalışmasında, Alzheimer’ın fare modellerinin beyinlerindeki sinir hücresi etkinliklerindeki bu anormal artış gösterilerek, pre-sinaptik taraftaki kalsiyum depolayıcıda düzensizlik olduğu anlaşıldı. “Bu da serebral kortekse daha fazla miktarda nöro-iletici salıyor ve böylece sinir hücrelerinde hiperaktivite oluşuyor,” şeklinde açıklıyor Garaschuk.

Alzheimer oldukça sık görülüyor ve en büyük risk faktörü yaş. Ancak Alzheimer hastalarının bir bölümünde, genetik bir eğilim olduğu da görülüyor. Alzheimer’ın bu türüne yakalanan kişilerin %90’ında presenilin geninde bir mutasyon bulunuyor. “İlginç bir şekilde farelerde, mutasyona uğramış genden tek bir kopya olması, kalsiyum depolayıcısı bozukluğuna bağlı hiperaktiviteye neden olmaya yetiyor,” diyor Garaschuk. Hücrenin kalsiyum stoğunu boşaltabilen ya da klinik olarak onaylanmış bir ilacın yaptığı gibi bu stoktan kalsiyumun salınmasını engelleyebilen kimyasal ajanlar, hücre hiperaktivitesini de baskılayabiliyor. Böylece serebral korteks işlevleri normalleşiyor. (Nöron içi kalsiyum dengesizliğine bağlı olan benzer bir mekanizmanın Parkinson hastalığıyla ilişkisi için bkz. “Parkinson Hastalığının Oluşumunda Rol Oynayan Bir Mekanizma Keşfedildi“.)

Kaynak ve İleri Okuma

Orjinal yazı: Bilimfili

Facebook Yorumları